Akıl ve Tefekkür
27/4/2009 · Kategori: saglikli dusunme
Akıldan Daha Faydalı Bir Zenginlik Yoktur:
“Akıldan daha faydalı bir zenginlik de yoktur." diyor Peygamber Efendimiz. Yâni akıl da bir zenginliktir insan için. Çünkü akıl sahibi, hakîkaten beş parasız bir kimse olarak bile gelse köyden şehre; kısa zamanda işini ilerletir, aklıyla başarı kazanır, kısa zamanda yükselir.
Hangi “Marka” Akıl:
Aklın çeşitleri var, markaları var, cinsleri var. Hangi marka akıl isteyelim, hangisi en iyisidir?.. Akl-ı selîm; yâni sâlim olan, hastalıksız olan, yamuk olmayan, doğru olan akıl.
Akl-ı Selim:
Şimdi dünyada herkes kendisini beğeniyor. Her millet kendisiyle, kendisinin müktesebatıyla, medeniyetiyle övünüyor. Her insan tutturduğu yolu daha iyi sandığı için, o yolda yürüyüp gidiyor. Tenkid ettiğin zaman da, sana bin bir türlü laf söylüyor. Yâni herkes bir akıl sahibi ama dünyada ne kadar insan varsa o kadar akıl var ama mühim olan isabetli akıl, yâni doğru düşünen, bozuk yamuk düşünmeyen akıl sahibi olmak, akl-ı selim sahibi olmak.
Hırsızın da bir aklı var. Hırsızlık yapmayı tercih ettiriyor kendisine ve o akliyle polisi atlatacak usulleri, çareleri arıyor, buluyor. En kuvvetli koruma tedbirleri altındaki banka kasasını bile soyup, alıp götürüyor. Akıl; akıl ama yamuk bir akıl, iyi bir akıl değil.
Dünyada çok filozoflar yaşamış, gelmiş, geçmiş; ilkçağda, orta çağda, yeniçağda, yakın çağda, 20. Yüzyılda, 21. Yüzyılda... Her birisi başka bir söz söylemiş. Hani akıl için yol birdi? Niçin birisinin söylediğini ötekisi tenkid ediyor? O da akıllı, bu da akıllı ama sözleri farklı... Demek ki, herkes kendi aklını kullanarak gerçekleri bulmaya çalışıyor ama en doğruyu bulmaya akıl bazen kâfi gelmiyor. Demek ki kâfi gelen, yetenekli, yeterli bir akıl olması lâzım! Sâlim bir akıl olması lâzım, doğruları ölçüp tartacak bir akıl olması lâzım!..
Selim bir Akıl nasıl olur?
Pekiyi selim bir akıl, güzel bir akıl nasıl olur?.. Her şeyi bilen Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin, kendisine bu nimetleri vermiş olduğu mübarek insanlar en akıllıdır. Yâni peygamberler en akıllıdır; evliyâullah, mukarreb, ermiş, mübarek kullar en akıllıdır. Çünkü Allah sevdiğine en kıymetli şeyi verir. İslâm'da da en kıymetli şey akıldır.
İslâm'ın ana hedeflerinden birisi aklı korumaktır:
İslâm'ın içkiye düşmanlığı, aklı götürdüğü içindir. Şaraba, rakıya, votkaya, biraya bizim hışmımız, kızgınlığımız boşuna değildir; akıldan yana olduğumuzdan dolayıdır. Akla düşman olduğundandır. Aklı götürüyor, idraki götürüyor, duyguyu götürüyor.
Sahih Kaynak ve Akl-ı Selim:
Ama biz esas itibariyle Kur'an-ı Kerim'e, Peygamber Efendimiz'in sünnetine bakarak, İslâm'ın güzelliklerine bakarak, İslâm'ı temel esas alarak yapıyoruz. Yâni en selim olan akıl, vahiy ile Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin hidayet vermesiyle, gerçekleri gören akıldır.
Hangi akıl daha iyi, hangi akıl yanlış?:
Yoksa, herkes aklım var diyor ama hiç de güzel akıl değil akılları... O da üzerinde düşünülecek bir şey. Asıl akılla o da anlaşılır. Yâni hangi akıl daha iyi, hangi akıl yanlış?.. Hangi filozof ne söylemiş, yanılmış; hangi eren, evliyâ ne söylemiş, isâbet etmiş?.. Onu da yine Cenàb-ı Hakk'ın verdiği kabiliyetle, akl-ı selim sâhibi ayırt edebilir. "Mü'minin ferasetinden korkun, çünkü o Allah'ın nuruyla bakar." diye, Peygamber Efendimiz de bunu buyurmuş.
İslâm ne kadar güzel değil mi?.. "Câhillikten daha büyük fakirlik olmaz!" diyor, alimliğe teşvik ediyor. Aklı medhediyor, "En büyük zenginlik akıldır." diyor, akıllı olmaya teşvik ediyor. Ve buyuruyor ki Efendimiz:(Ve lâ ibâdete ket-tefekkür)"Tefekkür etmek kadar kıymetli ibadet de olmaz."
Niye tefekkür bu kadar kıymetli?
Bu bir çalışmadır. İnsanın zihnini bir konu üzerinde çalıştırmasına, derin derin düşünmesine tefekkür etmek diyoruz.
Neden? İnsan düşüne düşüne doğruyu bulur. Yâni doğruyu bulmanın başka yolu yok! Düşünmeden bulunmaz. Yâni tesâdüfen, gözü kapalı körebe oynar gibi, yoklamayla hakikatler bulunmaz; derin derin düşünülerek bulunur. Hatta çok çok tecrübe yaparak bulunur. Tecrübeler üzerinde, tecrübelerin sonuçları üzerinde de düşünülerek bulunur. Bütün delilleri toplayarak, onların üzerinde tefekkür ederek gerçekler bulunur. Öyle, gerçek hemen meydanda değildir.
Tefekkür yerin altından elması bulmak gibidir:
Altın madeni, hemen böyle toprağın üstünde pırıl pırıl parlamıyor. Elmas pırıl pırıl parlamıyor. Onu kaç metreler kazıyorlar, bin bir türlü zorluklarla çıkartıyorlar, öyle elde ediyorlar. Yâni çalışma gerekiyor. Doğruyu bulmak için de, tefekkür böyle yerin altından elması bulmak gibi, altını bulmak gibi, kıymetli madeni bulmak gibi bir şey.
Hatta erbabı olmazsa, eline aldığı taşın elmas olduğunu bile, işlenmemiş olduğu için anlamayabiliyor. Erbabı biliyor. Siz bir eski kilim parçası diye bir kenara atıyorsunuz. Ama halıcı onu gördüğü zaman aklı başında gidiyor; "Aman, 14. Yüzyıl'dan kalma şu cins, şu kadar kıymetli halıyı kenara atmış bu câhil!" diyor. Alıyor onu, turistlere ne kadar pahalı satıyor. Yüzbinlerce dolara satıyor.
Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan
Kaynak: ZİNDE