domuz gribine farklı bir bakış açısı


12/11/2009 · Kategori: ilginc yazilar

   Domuz gribi, bizim usül korunma yöntemi

  Meşhur domuz gribinden korunmanın yollarını anlatan doktor hanım, sözlerine şöyle devam ediyor; 

   Bilindiği gibi bu gibi bulaşıcı hastalıklardan korunmada en etkili yöntem
ellerin sık sık yıkanmasıdır. Ama el yıkama bizim bildiğimiz gibi değil diyerek el yıkama tekniğini gösteriyor. Yüzüklerinin de altına su geçecek şekilde ellerini peygamber sünneti gibi bir güzel hilalleyerek yıkıyor. Hatta mümkünse bilekler dahil daha yukarısını da yıkamanın çok iyi olacağını da söylüyor.

  
Virüsün ağız ve buruna yerleşip hastalık yaptığını, bundan korunmanın yollarından bahsediyor. Bir de bağışıklık sistemini güçlendirmek gerektiğinden bahsediyor. 

   Ben de kendi kendime söyleniyorum, “hay mübarekler gün içinde fırsat buldukça abdest alın deseniz ya.”   Yook olmaz abdesti namazı karıştırma şimdi diyeceklerini hissediyorum.

   Neden abdest?  Buyrun Efendimiz buyurmuş:

“Abdest müminin silahıdır”

   Sizin daha yeni keşfettiğiniz doğru el yıkama tekniğini asırlar önce bize öğretmiş Efendimiz. Ağız ve burnu  mümkün olduğu kadar içeri çekerek su ile temizlemeyi de öğretmiş.günde beş kere böyle temizlenen ağıda da burunda da hangi virüs barınabilir.   Artı  “Abdestin Bağışıklık Sistemine katkıları” son yıllarda aydınlatılmış.  İşte bunlar:

    Bağışıklık sistemimiz, dolaşım sistemimizden biraz farklı olarak dizayn edilmiştir. Asil adi "lenf sistemi" olan bu mükemmel şebekede daha ince bir damar ağı kullanılmıştır. Bu sistem aracılığıyla mikroplara ve kansere karşı korunuyoruz. Bu kadar önemli olan lenf sistemini korumak da ayrıca önemlidir. Dolaşım sistemindeki damarlardan on defa daha ince olan lenf damar ağının büzüşmesi sonucu çok ağır hastalıklar ortaya çıkar (zatürre, anjin gibi)

    Işte abdest sanki bu sistem için düzenlenmiş gibidir. Lenf ağının kildan ince damarlarını zinde tutar. Hele de bu sistemin kontrol merkezleri olan burun arkası ve boğazın sık sık yıkanması korunma sistemimize "deli" katkı yapar.


     Yine lenf sisteminin düzenli çalışması vücudun tepkileri açısından da çok önemlidir. Lenf sistemi iyi çalışan vücut, hastalık ânında aptalca tepkiler göstermez. Daha mâkûl, akıllıca tepki gösterir.

 

     “Hala düşünmeyecekmisiniz” buyuran  Allah’tan kaçarak biryere varamayız.  Hep beraber Allah’a koşalım
    
     Sonrası   "tevekkeltü ALALLAH" 

Kaynak: gülhanımlar

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : gülhanımlar, domuz gribi, abdest, korunma, hijyen

Su Mucizesi, dua edilen su.


25/10/2009 · Kategori: ilginc yazilar

 

     Kar kristallerinin harika görüntüler verdiğini ve her kristalin diğerinden farklı olduğunu biliyoruz. Bu bilgiden yola çıkan Japon bilim adamı Masaru  Emoto “ Şayet suyu dondurup karda olduğu gibi kristallerine bakabilirsem, her kristalin eşsiz ve benzersiz olduğunu görürüm” fikrine varmış. Oluşturduğu buz kristallerinin fotoğraflarını çektiğinde son derece zarif ve değişik geometrik şekiller elde etmiş.

     Ancak deneyi şehir suyuyla yaptığından sonuç felâket olmuş. Bütünlüklü tek bir kristal bile şekillenmemiş. Suyu sterilize etmek için kullanılan klorun, suyun doğal yapısını düpedüz mahvettiğini tespit etmiş.

   
  Halbuki insan eliyle müdahale edilmemiş sulardan (kaynak ve pınar suları, buzullar, yeraltı suları, temiz akarsular vb)  daima bütünlüklü harika şekilli kristaller teşekkül etmekteydi.

     Sonra Emoto farklı deneylere karar verdi: Sevgi ve nefret dolu kelimeler yazıp bu kâğıdı su dolu şişeye sardı ve suyun tepki verip vermeyeceğine baktı. Suyun “teşekkür ederim” yazısına son derece güzel bir kristalle karşılık verirken, hakaret ve nefret içeren cümlelere biçimsiz, parçalı kristal ürettiğini hayretle müşahade etti.

     Olumlu, teşvik edici kelimelerden çıkan titreşimlerin olumlu etki bıraktığını; olumsuz kelimelerin oluşturduğu titreşimlerin hayatımızı paramparça etme gücüne sahip olduğunu bu tecrübelerle gözledi.

     Suyun ürettiği kristallerle farklı bir dünyaya girmişti. “Su bana insan ruhunun zarafetini ve sevginin dünyamızdaki büyük etkisini öğretti” diyor. Bu deneylerden sonra Emoto “Şuurun ve kelimelerin enerjisinin, gözlerimizle gördüğümüz şeyleri değiştirebileceği” fikrine vardı.

     Cenab-ı Hak “Biz canlıyı sudan yarattık” (Enbiya, 30) buyuruyor. Su böylesi bir öneme sahip. Hayat için gerekli besinleri çözündürme ve bunları dağlardan nehirlere, oradan da okyanuslara taşıma gibi eşsiz yeteneklere haiz.

     Emoto’dan öğrendiğimiz bir başka husus da şu: İnsan beyni ve bedeni yüzde 70 sudan teşekkül etmiştir. Sevgiyle, iyi niyetle, Rabbimizin adıyla bir şeye yaklaştığımızda içimizdeki su bize olumlu cevap verecek, harika kristaller oluşturacaktır. Hepimiz bu müthiş enerjinin farkında olmalıyız. Çünkü herhangi bir şeye nazar ettiğimizde bakış açımızla o şeyi etkileriz. “Ben neyim ki?” deyip geçmeyelim. Bakışlarımız da ve niyetimizde dünyayı değiştirecek güç vardır. Baktığımız insanın  bünyesindeki su, çevredeki suyla rezonans içindedir. Sevgi ile, teşekkürle, karşımızdaki için hayır düşünerek ve iyi niyetle yaklaştığımızda çok şeyin güzel ve olumlu yönde değiştiğini görürüz. Cansız, şuursuz zannettiğimiz nesnelerin böyle olmadığını, kendilerine has bir şuurlarının olduğunu anlarız.

     İnsan bedeni zaten şuurludur ve şuur da ruhtur. Bedenimizde dolaşan suyun harikulade güzel kristaller oluşturma becerisine sahip olduğunu bir düşünelim. Sevgi ve huzurun iyileştirici gücünden daha üstün bir şey olmadığını anlarız. Sevgi dolu oldukça, negatif güçleri ortadan kaldırıp bedenimize yeniden dinçlik ve sıhhat kazandırırız.

     Bakış açımızla suyun tadının farklılaştığını biliriz. Yürüyüş veya benzeri egzersizden sonra veyahut güneşli bir havada susamışken içtiğimiz suyu ferahlatıcı ve lezzetli buluruz. İçimizden hissettiğimizi adeta suyun tadında fark ederiz.

     Meselâ Rabbimize verdiği nimetten dolayı şükrederek içtiğimizde suyun bizatihi kendisi fiziksel olarak dönüşüme uğrayacaktır. Aynı suyu farklı bir duyguyla içtiğimizde ise aldığımız tad değişecektir. 

     Emoto, dua edilen suyunda farklı kristaller verdiğini  tespit  etmiş: “Duanın titreşimlerinin sudaki her şeyi anında etkilediği şüphesizdir” diyor. 

     Ciddi bir rahatsızlık geçirip bıçak altına yattığımda salih ve faziletli bir büyüğüm “şifa bulursun inşallah” niyetiyle bir şişe suya dua okuyup içmem için bana göndermişti. Geleneğimizdeki bu hadisenin bilimsel bir temelinin bulunduğunu da Emoto’nun tecrübelerinden anlıyoruz.                    Doç. Dr. Sefa Saygılı

(Kaynak: Su Mucizesi. Masaru  Emoto. Kuraldışı Yayınları.)

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : su, mucize, dua, kristal, doğal su, maden suyu, nefret, teşekkür

Yüzdeki kırışıklılara abdestin faydası


29/4/2009 · Kategori: ilginc yazilar

          Normalde vücudun tümüne ait statik bir elektrik dengesi vardır ve sağlıklı vücudun temel yapısı bu elektriğin dengeli olması ile yakından ilgilidir.
           Gerek havadaki özellikler, gerekse özellikle günümüzde büyük bir sorun olan plastik giyim ve eşya bu dengeye olumsuz etkiler yapar. Ağrılı hastalıklar, sinirlilik ve de yüzün kırışması en yakın tanıdığımız sonuçlardır.

           Otomobilden inince, bir plastik sandalyeye oturunca bu elektriği çoğumuz fark etmişizdir. Şimşekli havalarda buna benzer etkiye sahiptir. Akupunktur ile tedavi hatta bir yerde fizik tedavi bir yönü ile bu statik (durağan) elektrik artımına karşı tedbirlerdir.
           Halbuki günde birkaç kez abdest alarak bu elektrikten tamamen sıyrılırız. Statik elektrikten doğan bir çok psikosomatik hastalıklar vardır. Ben bunlar üzerinde durmayacağım. Günümüzde pek moda olan güzellik sorunu üzerinde duracağım;

     yüzdeki kırışıklıklar:
           Statik (durağan) elektriğin en olumsuz etkisi, deri altındaki minik kaslaradır. Statik elektrik bu kasları, gere gere sonunda işlemez hale sokar ki; önce yüzde başlayan erken kırışmalar hep bu  yüzdendir. Tabii bu kavram tüm vücut için geçerlidir. Bir çok okuyucumuz ömür boyu abdest alanların nur yüzlü oluşunun bir nedenini de hemen anlamışlardır.
           :Abdest alışkanlığı içinde olan mutlaka daha sağlıklı deriye dolayısıyla güzelliğe sahiptir.
           Güzellik için milyonların harcandığı günümüzde ne büyük bir mucizedir ki harcananın on katı harcansa abdestin yerini tutmaz. Yine bir soru:
           -"Acaba abdestte statik elektriğe ait bir hikmet var mı?"
           -Elbette var. Ayetin teyemmüme ait bölümü abdestin bu statik elektriğe karşı nimetin tamamlanması gerçeğini vurguluyor. Zira teyemmüm de büyük ölçüde statik elektriği yok eder.
           İşte yine bir Kur'an mûcizesi... Yüz yıllar boyu teyemmümün hikmeti anlaşılamamış, nasıl olup da yıkanma yerine geçtiği izah edilememişti.
           Ayette açıkça bildirildiği gibi şüphesiz abdestin temizlik yönü de apayrı tıbbi bir mucizedir. Elbette günümüz insanı "ben zaten elimi yüzümü yıkıyorum" diyebilir. Bu alışkanlığın bile en uygar geçinen uluslarda 70 sene mazisi olduğunu unutmayalım. Üstelik hiçbir zaman öğütle temizlik, ibadet disiplini gibi sürekli ve geçerli olamaz.
           Elbette abdest almanın nimet ve hikmeti bu tıbbi gerçeklerden ibaret değildir. Ancak bizim bu dokümandaki amacımız yalnız bilimsel açıklamalardır.

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : abdest, kırışıklık, yüz, abdestin faydaları, tıbbi gerçekler

« Önceki ::

Yaşam ve İnsanlar Site Ekle Zirve100 Blog Linkleri Link Dizini Magazin Genç Toplist | Pr:4 Toplist | Site Ekle |  Toplist | Link Ekle | Hit Kazandıran Toplist